ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI SEKTÖRÜNDE SORUNLAR VE ÇÖZÜMLER

Gömeç, Edremit Körfezinde coğrafi konum olarak hem denizin hem de zeytin ağaçlarının bu bereketli toprakları kucakladığı bir yerde yer alıyor. Tarihsel geçmişi ve antik medeniyetlere dayanan özellikleri henüz çok ön plana çıkartılmamış olsa da gerek yerli turizm ve gerekse zeytinciliğin hakim olduğu bir bölgeden bahsetmekteyiz.

Ülkemizin diğer bölgelerinde yapılan zeytincilikle paylaştığımız pek çok ortak sorunumuz olsa da, körfez bölgesinde yer almaktan dolayı ne yazıkki bunların ötesinde başka sorunlarla da karşı karşıyayız. Nedir bu ortak sorunlar dersek, kısaca yüksek gübre ve ilaçlama maliyetleri, desteklemelerde yetersizlik, mazot fiyatları ve benzeri sorunlardan bahsedebiliriz.

Ancak Gömeç’in de içinde yer aldığı Körfez Bölgesinde yapılan zeytinciliğin sıkıntıları bu sorunlardan biraz daha fazla. Sanayi tipi hasat yapılamayacak coğrafi özelliklerden dolayı insana dayalı hasat yapılması ve işçilik ücretlerinin diğer bölgelere kıyasla daha fazla olması bunlardan sadece birkaçı. Ayrıca bölgeye özel başlıca iki tehlikeden bahsedebiliriz. Bunlardan birincisi, belediye sınırları içinde yer alan zeytinliklerin özellikle kıyı ya da kıyıya yakın pek çok kesimde imara açık olması ve rant amaçlı olarak alınıp satılması ile birlikte yapılaşmanın artmış olması. Hatta bazı yerlerde zeytincilik kanununda belirtilen imara açık zeytinliklerde %10 yapılaşma iznine aykırı olarak günümüze kadar pek çok zeytinlikte %100’e varan oranlarda yapılaşmaya izin verilmiş durumda. Diğer bir tehlike de, İzmir-Çanakkale yolunun üst tarafında Kaz Dağlarından başlayarak Körfezin aşağı kısımlarına devam eden dağlık ve tepelik alanlarda maden arama çalışmalarının hız kazanmış olması.

Peki genel hatlarıyla çizmiş olduğumuz bu sorunların üstesinden gelmezsek ne olacak? Sahil şeridinde artan yapılaşma ve tepelik alanlarda yapılacak muhtemel altın madeni çalışmaları ile bölge binlerce yıllık sahip olduğu tarihsel özelliklerinden, eko sisteminden ve doğal yapısından koparılacak, bizlere bırakılmış olan ve sonraki nesillere aktarılacak bu kültür birikimi ve doğal miras, bir daha geri gelmemek üzere yok olup gidecek. Çözüm? Çözümlerin ne olduğu aslında bir sır değil ama pek dillendirilmediği ya da üzerinde pek düşünülmediği de aşikar. Aşağıda belli başlı çözüm önerilerimizi görebilirsiniz;

  • Zeytincilerimize sağlanan destekleri Avrupa Birliği zeytincilik sektörü standartlarında bir sisteme oturtalım. Tekerleği yeniden icat etmemize gerek yok. Her sene ne olacak diye tartışmaktansa bunu bir sistem dahilinde yapalım.
  • Sonra işe bölgemizde çıkan zeytinyağının dünya standartlarında yer yüzünde bölgemiz dahil sadece 3 yerde çıktığını bilmekle başlayalım. Bu standardı yakalamak için coğrafi şartlardan dolayı bu bölgenin İspanya ya da Akhisar modeline yani sanayi tipi zeytin üretimine uygun olmadığını bilelim. Bölgede tamamen butik üretim modelini benimseyerek bu kaliteli ürünü tüm dünya ülkelerine pazarlayabilecek seviyeye gelelim.
  • Bölgede yer alan yağhaneleri uluslararası standartlara sahip üretim merkezlerine dönüştürelim. Ülkemize yüksek döviz girdisi sağlayabilecek bu kapasiteyi yok etmek yerine kullanmaya açalım. Böylelikle kıyı kesimlerde yer alan zeytinlikler yapılaşma üzerinden sağladığı rant ve doğayı yok etmek yerine zeytinyağı ile ülkemize döviz girdisi sağlasın.
  • Bölgede yer alan altın madenleri, doğayı ve eko sistemi bozmadan çıkartılacak bir teknoloji bulununcaya ya da kullanılıncaya kadar yer altında kalsın, biz aradaki farkı binlerce yıldır olduğu gibi zeytinyağı üretimiyle kazandıracağımız döviz girdisi ile karşılayalım. Madenlerimiz bir yere kaçmıyor, onlar ülkemizin yer altı zenginliği olarak hep bize ait olacaklar. 

Peki tüm bu çözümler uygulanması imkansız çözümler ya da gerçekleştirmesi yıllarca sürecek çözümler mi? Hayır, aksine yapılacak çalışmalarla en geç ortalama 3 sene içerisinde uygulanmaya başlayıp geri kazanımlarının en kısa sürede döviz girdisi ve yörenin kalkınması olarak görüleceği çözümler. Daha bu çözümlere zeytin rotası turizmi, gastronomi turizmi gibi yerli ve yabancı turistler üzerinden ülkemize ve bölgemize kazandırılacak turizm gelirlerini katmadık bile!

O zaman neden bekliyoruz?

Yiğit M. Üreten

Ocak, 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir